Merhaba, ben Op. Dr. Selahattin Yitgin. Muhtemelen bu satırları okurken çamaşırınızda beklenmedik bir leke fark ettiniz ya da gün içinde makat bölgenizde tuhaf bir nem, ıslaklık hissi sizi rahatsız ediyor. Belki de bu duruma eşlik eden hoş olmayan bir koku var ve bunu ailenizle, hatta eşinizle bile paylaşamıyorsunuz. Bilmenizi isterim ki kliniğime gelen pek çok hasta tam da bu şikayetle, aylarca hatta yıllarca sessiz kalarak geliyor. Yalnız değilsiniz ve bu durumun büyük çoğunlukla tedavi edilebilir bir nedeni var.
Neden Konuşmak Zor Ama Şart: Utanç Bariyeri
Makat bölgesiyle ilgili şikayetler, insan psikolojisinde vücudun diğer bölgelerine göre çok daha fazla utanç, mahremiyet ve tabu yükü taşır. Bir dizinizdeki ağrıyı komşunuza rahatça anlatabilirken, makatta akıntı gibi bir belirtiyi çoğunlukla en yakınınızla bile konuşamazsınız. Bu durum tamamen anlaşılır bir insani tepkidir, ancak sizi gerçek tedaviden uzaklaştırdığı için tehlikelidir.
Bu Utancı Aşmanız Neden Bu Kadar Önemli
Akıntı şikayetiyle gelen hastalarımın büyük bölümü, ilk belirtiyi fark ettikten aylar sonra muayeneye gelebiliyor. Bu süre zarfında altta yatan sorun genellikle kendiliğinden geçmiyor, aksine yavaş yavaş ilerliyor. Örneğin basit bir apse zamanla kronikleşerek bir kanala, yani fistüle dönüşebiliyor. Bu konuyu daha ayrıntılı incelediğim anal apse fistüle dönüşür mü yazımda bu süreci daha detaylı anlatmıştım.
Şunu bilmenizi isterim: muayenehanemde yıllardır bu tür şikayetlerle gelen pek çok hasta gördüm. Sizin yaşadığınız utanç, korku, tedirginlik bana hiç yabancı değil. Muayene odasında geçen birkaç dakika, aylardır taşıdığınız bu yükü hafifletebilir. Erken teşhis, hem tedavi sürecini kısaltır hem de daha basit yöntemlerle çözüme ulaşma şansınızı artırır.
Kliniğe İlk Geldiğinizde Neler Olur
Pek çok hastam ilk randevu öncesinde muayenenin ne kadar rahatsız edici olacağını düşünerek geliyor. Gerçekte muayene, deneyimli bir hekim eşliğinde birkaç dakika süren, saygılı ve mahremiyete özen gösterilen bir süreçtir. Öncelikle şikayetlerinizi dinliyorum, akıntının ne zaman başladığını, rengini, kokusunu ve eşlik eden belirtileri soruyorum.
Ardından gerekirse basit bir görsel muayene ve nazik bir el muayenesi yapıyorum. Çoğu zaman bu aşama, hastalığın kaynağı hakkında önemli ipuçları vermeye yetiyor. Bazı durumlarda ek görüntüleme gerekebiliyor ki bunu yazının ilerleyen bölümünde ele alacağım.
Akıntının 5 Nedeni: Fistül, Apse, Kıl Dönmesi, Hemoroid, Post-op

Makatta akıntı tek bir hastalığın belirtisi değildir; birkaç farklı durumun ortak sonucu olabilir. Aşağıda kliniğimde en sık karşılaştığım beş nedeni sizin için ayrıntılı olarak açıklıyorum.
Anal Fistül ve Akıntı İlişkisi
Anal fistül, makat çevresindeki bir bezin iltihaplanması sonucu oluşan ve genellikle bağırsak kanalı ile deri arasında anormal bir tünel şeklinde gelişen bir kanaldır. Anal fistül belirtileri arasında en dikkat çekici olanı, deri üzerindeki küçük bir delikten sürekli ya da aralıklı olarak gelen akıntıdır. Bu akıntı çoğunlukla sarımsı, bazen de kanlı bir görünümdedir ve kendine özgü keskin bir kokusu vardır.
Fistül genellikle geçirilmiş bir apse öyküsünün ardından ortaya çıkar. Apse kendiliğinden patlayıp boşalmış olsa bile, oluşan kanal kapanmadan kalabilir ve bu kanaldan sürekli sızıntı devam eder. Bu noktada evde bekleyerek geçmesini ummak yerine, anal fistül tedavisi konusunda bir uzmana başvurmanız gerekir çünkü fistüller kendiliğinden kapanma eğiliminde değildir.
Makat Apsesi ve Akıntı
Makat apsesi, cilt altında ya da daha derin dokularda biriken iltihaplı sıvının oluşturduğu, genellikle şiddetli ağrıyla kendini gösteren bir durumdur. Apse olgunlaştığında kendiliğinden patlayabilir ya da cerrahi olarak boşaltılması gerekebilir; her iki durumda da patlama sonrası bölgeden akıntı gelmesi normaldir.
Ancak burada dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta var: apsenin sadece boşalması sorunu tamamen çözmeyebilir. Boşalan apsenin altında bir kanal kalırsa, bu durum ileride tekrarlayan akıntılara ve nihayetinde fistül oluşumuna yol açabilir. makat apsesi tedavisi sürecinde bu ayrımı yapmak, ileride tekrar ameliyat gerekmemesi açısından kritik önem taşır.
Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs) Akıntısı
Kıl dönmesi akıntısı, kuyruk sokumu bölgesinde deri altına gömülen kılların oluşturduğu iltihaplı bir kanaldan kaynaklanır. Bu bölge makatın hemen üzerinde yer aldığı için hastalar sıklıkla bu akıntıyı makattan geliyor sanabilir. Oysa kaynak genellikle kuyruk sokumu civarındaki küçük bir delik veya delikler grubudur.
Bu konuyu ve apsenin kendiliğinden patlatılmasının neden risk taşıdığını daha ayrıntılı ele aldığım kıl dönmesi apsesi yazıma göz atmanızı öneririm. Kıl dönmesi genellikle oturarak çalışan, kalın ve kıvırcık kılı olan, aşırı terleyen kişilerde daha sık görülür. Tedavi edilmediğinde akıntı aylarca, hatta yıllarca aralıklı olarak devam edebilir.
Hemoroid Akıntı Yapar mı
Kliniğimde en sık duyduğum sorulardan biri şudur: basur koku yapar mı, hemoroid akıntı yapar mı? Cevap evet olabilir ama mekanizma diğer nedenlerden farklıdır. İleri derece hemoroidlerde, özellikle makat dışına sarkan (prolapsus yapan) hemoroid dokusu, bölgenin tam kapanmasını engelleyerek sürekli bir nem ve mukus sızıntısına yol açabilir.
Bu durumda basur akıntısı genellikle berrak veya hafif sarımsı, kanla karışabilen, kaşıntıyla birlikte seyreden bir tablo şeklinde görülür. Fistül ya da apse kaynaklı akıntıya göre kokusu daha hafiftir ve genellikle o kadar keskin değildir. Ancak bu ayrımı kesin olarak yapmak için mutlaka bir muayene gerekir çünkü hastalar arasında hemoroid ile fistülü birbirine karıştırma sıklıkla yaşanır.
Ameliyat Sonrası (Post-op) Akıntı
Kıl dönmesi ameliyatı sonrası akıntı, iyileşme sürecinin doğal bir parçası olabilir. Ameliyat sonrası dokular iç içe kapanırken, bir miktar seröz sıvı ya da hafif kanlı sızıntı görülmesi genellikle beklenen bir durumdur. Ancak bu akıntının miktarı, rengi ve kokusu zamanla azalmalı, artmamalıdır.
Eğer ameliyat sonrası akıntı giderek kötü kokulu hale geliyorsa, yeşilimsi bir renk alıyorsa ya da yara yerinde kızarıklık ve şişlik eşlik ediyorsa, bu durum bir enfeksiyon işareti olabilir ve mutlaka ameliyatı yapan hekime bildirilmelidir. Aynı şekilde fistül ameliyatı sonrası da benzer bir iyileşme süreci yaşanır ve akıntı takibi tedavinin başarısını değerlendirmede önemli bir gösterge olur.
Akıntının Nitelikleri: Sarı, Yeşil, Kanlı, Berrak, Koku
Akıntının rengi, kıvamı ve kokusu, altta yatan nedeni tahmin etmemde bana çoğunlukla önemli ipuçları verir. Elbette kesin tanı ancak muayene ile konulabilir, ama size akıntının nitelikleriyle ilgili genel bir çerçeve vermek isterim.
Renk ve Kıvama Göre Anlam
Sarı ve yoğun kıvamlı akıntı genellikle aktif bir enfeksiyon veya iltihap sürecine işaret eder ve çoğunlukla apse ya da fistülle ilişkilidir. Yeşilimsi akıntı ise daha ileri bir enfeksiyonu, bazen de bakteriyel yükün arttığını düşündürür ve bu durum genellikle daha acil bir değerlendirme gerektirir.
Berrak veya hafif sarımsı, sulu kıvamlı akıntı çoğunlukla mukoza kaynaklıdır ve hemoroid ya da fistülün erken evrelerinde görülebilir. Kanlı akıntı ise hem hemoroidlerde hem fistüllerde hem de bazen daha ciddi bağırsak hastalıklarında ortaya çıkabildiği için mutlaka değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.
Koku Neden Oluşur
Kötü koku, akıntı içindeki bakterilerin ve ölü doku artıklarının parçalanma ürünlerinden kaynaklanır. Fistül kanalları genellikle bağırsak florasındaki bakterilerle sürekli temas halinde olduğu için, buradan gelen akıntının kokusu diğer nedenlere göre daha belirgin ve rahatsız edici olabilir.
Kıl dönmesi akıntısında da benzer bir durum söz konusudur; deri altına gömülü kıllar ve etrafındaki iltihaplı doku, karakteristik keskin bir koku oluşturur. Hemoroid kaynaklı basur akıntısında ise koku genellikle daha hafiftir, çünkü akıntı büyük ölçüde mukus ve seröz sıvıdan oluşur.
Kanlı Akıntı Ne Anlama Gelir
Kanlı akıntı hastalarımı en çok korkutan bulgulardan biridir ve bu korku yerinde olabilir; çünkü kan görmek her zaman dikkat gerektirir. Ancak burada panik yapmadan önce şunu bilmenizi isterim: kanlı akıntının en sık nedeni hemoroid ya da fistül kaynaklı basit iltihaplardır.
Yine de kanlı akıntının, özellikle 40 yaş üzerinde, ailede bağırsak hastalığı öyküsü olan kişilerde ya da dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerle birlikte görüldüğünde daha kapsamlı bir değerlendirme gerektirdiğini vurgulamak isterim. Bu nedenle kanlı akıntı fark ettiğinizde, nedeni ne olursa olsun, vakit kaybetmeden bir muayeneye gelmenizi öneririm.
Kırmızı Çizgi: Ateş, Yayılan Ağrı, Kilo Kaybı
Bazı belirtiler var ki, bunlarla karşılaştığınızda beklemeden, aynı gün ya da ertesi gün bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Bu belirtileri görmezden gelmek, basit bir sorunun ciddi bir tabloya dönüşmesine neden olabilir.
Ateş ve Titreme
Akıntıya eşlik eden ateş, üşüme ve titreme, vücudunuzun ciddi bir enfeksiyonla mücadele ettiğinin işaretidir. Özellikle apse durumunda, iltihabın vücuda yayılma riski bulunur ve bu durum acil müdahale gerektirebilir. Ateşiniz 38 derecenin üzerindeyse ve buna makat bölgesindeki şikayetler eşlik ediyorsa, beklemeden bir acil servise ya da genel cerrahi uzmanına başvurmanızı öneririm.
Bu tablo bazen sadece yerel bir apseyle sınırlı kalmaz, çevre dokulara hatta daha derin yapılara yayılabilir. Bu nedenle ateşle birlikte gelen akıntı ya da şişlik, asla evde takip edilmemesi, mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Yayılan, Zonklayan Ağrı
Sabit, dayanılabilir bir rahatsızlıktan farklı olarak, zamanla artan, zonklayan ve gece uykunuzu bölen bir ağrı ciddi bir uyarı işaretidir. Özellikle bu ağrı otururken dayanılmaz hale geliyorsa ve bölgede belirgin bir şişlik hissediyorsanız, bu genellikle biriken bir apsenin habercisidir.
Ağrının makat bölgesinden kalçaya, bacağa ya da bel bölgesine doğru yayılması da göz ardı edilmemesi gereken bir bulgudur. Bu tür yayılan ağrılar, iltihabın komşu dokulara ulaştığını gösterebilir ve bu durumda tedavi genellikle acil cerrahi girişim gerektirir.
Açıklanamayan Kilo Kaybı ve Halsizlik
Akıntıya eşlik eden açıklanamayan kilo kaybı, sürekli halsizlik, iştahsızlık ve gece terlemesi gibi belirtiler, sadece yerel bir sorundan daha fazlasına işaret edebilir. Bu tür genel belirtiler, bazen bağırsak kaynaklı daha kapsamlı bir hastalığın habercisi olabilir ve mutlaka ayrıntılı incelenmesi gerekir.
Bu noktada sizi gereksiz yere korkutmak istemem; bu belirtilerin çoğu zaman basit ve tedavi edilebilir nedenlerle de ortaya çıkabildiğini biliyorum. Ancak dikkatli bir hekim değerlendirmesi, hem sizin içinizin rahatlaması hem de gerekiyorsa erken müdahale için vazgeçilmezdir.
Tanı İçin Neler Yapılır: MR, Fistülografi
Makatta akıntı şikayetiyle geldiğinizde tanı süreci genellikle basit bir muayeneyle başlar, ancak bazı durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulur. Bu süreç konusunda net bilgi sahibi olmanız, muayeneye daha rahat bir şekilde gelmenizi sağlayacaktır.
Muayene ve Anamnez
İlk aşamada sizinle detaylı bir sohbet ederek şikayetlerinizin öyküsünü öğreniyorum. Akıntının ne zaman başladığı, öncesinde bir apse ya da ağrı yaşayıp yaşamadığınız, geçirdiğiniz ameliyatlar, kronik hastalıklarınız gibi bilgiler tanı için son derece değerlidir. Ardından nazik bir görsel ve parmakla muayene yaparak deri üzerindeki delik, akıntı miktarı ve dokunun durumu hakkında ilk izlenimi ediniyorum.
Çoğu zaman bu basit muayene, fistül ağzını, kıl dönmesi deliğini ya da hemoroid dokusunu net bir şekilde görmemi sağlar. Ancak fistül kanalının ne kadar derine indiğini, dallanıp dallanmadığını ya da sfinkter yani kasılma kasıyla ilişkisini anlamak için görsel muayene çoğu zaman yetersiz kalır.
MR ve Fistülografi Ne Zaman Gerekir
Manyetik rezonans görüntüleme, yani MR, özellikle karmaşık ya da tekrarlayan fistüllerde kanalın seyrini, dallanma noktalarını ve sfinkter kaslarıyla ilişkisini üç boyutlu olarak göstermesi açısından değerli bir yöntemdir. Bu görüntüleme, ameliyat planlamasını çok daha güvenli ve etkili hale getirir.
Fistülografi ise kanala kontrast madde verilerek çekilen bir röntgen görüntüleme yöntemidir ve bazı özel durumlarda tercih edilebilir. Bu konularda güncel tanı ve tedavi yaklaşımları hakkında ayrıntılı bilgiye Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği kaynaklarından da ulaşabilirsiniz. Hangi görüntüleme yönteminin sizin için gerekli olduğuna, muayenede elde ettiğim bulgulara göre birlikte karar veriyoruz; her hastaya rutin olarak aynı tetkikleri istemek doğru bir yaklaşım değildir.
Op. Dr. Selahattin Yitgin'in Notu
Bu satırları buraya kadar okuduysanız, muhtemelen aylardır bu şikayeti taşıyor ve bir çözüm arıyorsunuz. Bilmenizi isterim ki makatta akıntı, doğru tanı konduğunda ve doğru yaklaşımla ele alındığında büyük çoğunlukla tedavi edilebilen bir durumdur. Yirmi yılı aşkın süredir Şişli'deki muayenehanemde bu tür şikayetlerle gelen pek çok hastayı değerlendirdim ve utancın, korkunun tedaviye engel olmasına izin vermemenin ne kadar önemli olduğunu her defasında yeniden gördüm.
İster kıl dönmesi ameliyatı sonrası akıntı, ister uzun süredir devam eden bir fistül şikayeti, ister basur kaynaklı bir sızıntı yaşıyor olun, doğru adım bir uzmana muayene olmaktır. Kliniğimde detaylı bir değerlendirme sonrası, durumunuza en uygun kıl dönmesi tedavisi ya da diğer tedavi seçeneklerini sizinle birlikte konuşuyor, sürecin her aşamasında yanınızda oluyorum. Şişli'deki muayenehaneme randevu almak ve bu konudaki tüm sorularınızı yanıtlamak için iletişim sayfamdan bana ulaşabilirsiniz. Unutmayın, bu şikayeti taşımak zorunda değilsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Makat akıntısı normal mi olabilir?
Makat çevresinde çok az miktarda nem hissi bazen normal olabilir, ancak sürekli, kokulu, renkli ya da kaşıntıyla birlikte giden bir akıntı normal kabul edilmez. Böyle bir akıntı genellikle fistül, apse, kıl dönmesi ya da ileri derece hemoroid gibi altta yatan bir nedene işaret eder. Bu nedenle akıntı fark ettiğinizde beklemeden bir muayeneyle nedenini netleştirmenizi öneririm.
Kıl dönmesi ameliyatından sonra akıntı ne kadar sürer?
Kıl dönmesi ameliyatı sonrası akıntı, ameliyat tekniğine göre değişmekle birlikte genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında giderek azalarak devam edebilir. Yara açık iyileşme yöntemiyle yapılan ameliyatlarda bu süre daha uzun olabilir. Akıntının zamanla azalmayıp artması, kötü kokulu hale gelmesi ya da kızarıklık eşlik etmesi durumunda mutlaka ameliyatı yapan hekiminize başvurmanız gerekir.
Evde akıntıyı azaltmak için ne yapılabilir?
Bölgeyi ılık su ile nazikçe temizlemek, pamuklu ve hava alan iç çamaşırı tercih etmek, uzun süre oturmaktan kaçınmak ve bölgeyi kuru tutmak akıntının rahatsızlık verme düzeyini bir miktar azaltabilir. Ancak bu önlemler akıntının kaynağını ortadan kaldırmaz, yalnızca konforunuzu artırır. Doğru tanı ve tedavi için mutlaka bir uzman değerlendirmesi ve gerekiyorsa uygun tedavi gerekir; evde bekleyerek geçmesini ummak riskli olabilir.
Akıntı için hangi doktora gidilir?
Makatta akıntı şikayetiyle genel cerrahi uzmanına, özellikle proktoloji yani makat hastalıkları konusunda deneyimli bir cerraha başvurmanız uygun olur. Bu alandaki uzmanlar hem hemoroid, fistül ve apse gibi durumları hem de kıl dönmesi gibi komşu bölge sorunlarını ayırt edip doğru tedaviyi yönlendirebilir. Gerekirse ek görüntüleme ya da başka bir bölümle konsültasyon da bu süreçte planlanabilir.
Fistül ameliyatı sonrası akıntı ne zaman durur?
Fistül ameliyatı sonrası akıntı, uygulanan tekniğe ve fistülün karmaşıklığına göre değişmekle birlikte genellikle birkaç hafta içinde belirgin şekilde azalır ve yara tam iyileştiğinde tamamen kesilir. Karmaşık fistüllerde bu süreç daha uzun sürebilir ve bazen aşamalı tedavi yaklaşımı gerekebilir. Akıntının beklenenden uzun sürmesi ya da tekrar artması durumunda mutlaka kontrol muayenesine gelmeniz önemlidir.
Tıbbi olarak inceleyen ve onaylayan
Op. Dr. Selahattin Yitgin
Genel Cerrahi Uzmanı · Proktoloji (Makat Hastalıkları)
Ankara Gülhane Askeri Tıp Fakültesi, 1995 mezunu. GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrahi (2000–2005). Makat bölgesi hastalıklarında 20 yılı aşkın klinik deneyime sahiptir.